escort malatya, escort ankara, eryaman escort, bursa escort bayan, ankara escort, escort eskişehir

Merhaba erotik hikaye okurları, sizlere bu sefer okuyucularımızdan gelen uzun ve keyifli bir hikaye ile buluşturuyoruz, Hikaye baştan sona kadının seksiliği ve sikiş zevkiyle ilgilidir. İlginizi çekeceğini düşünüyoruz. tüm seks hikaye okurlarına keyifli ve seksli dakikalar dileriz.
Adım Salih 33 yaşında evli bir erkeğim.Büyük bir ithalat ihracat şirketinde görev alıyorum bu yüzden sık sık yurt dışına çıkabiliyorum iş nedeniyle her çıktığımda da farklı bir hatun tutup farklı bir fahişeyle gece birlikte oluyorum tamam belki bu evlilik adına kötü bir şey karımı aldatıyorum ama sizde bana hak verirsiniz yılda 3-4 defa yurt dışına çıksanız tek başınıza evli bilse olsanız karınızı aldatmadan yapabilir misiniz ? bence dayanmanız çok zor bizim Türk kadınları ne kadar güzellerse avrupa’daki kadınlar 5 misli daha güzel bana göre kendilerine bakımı ve erkekleri nasıl etkileyebileceklerini çok çok daha iyi biliyorlar neyse şimdi bunlarla fazla sıkmadan sizleri hikayemi anlatmaya başlıyorum.
Yurtdışında bir şirketle
yapacağımız ortaklık görüşmelerine hazırlanıyordum. Bu iş için ben
görevlendirilmiştim. Ancak İstanbul’dan mail görüşmeleri
yetmemekteydi. Onun için Fransa’ya gitmem gerekiyordu. Gerekli otel
rezervasyonları, gezi programları, kısacası her şey şirket
tarafından ayarlanmıştı. Paris’te görüşmelerde bulunacaktım, karım
gideceğim yer Paris olunca gelmek için çok ısrar etmişti. Ben de ona
sadece birkaç günlüğüne gideceğimi, yani gezmeye yer olmadığını,
yazın ufak bir tatile onu götüreceğimi söyledim, kabul etti. Aslında
yurtdışı seyhatlerinde genelde geceleri orospularla geçiririm. Yani
bunun için karımı istemiyordum yanımda.
Neyse, eşim beni havaalanına götürdü, uğurladı. 3 saatlik uçuşumda,
raporları, anlaşmaları inceleyerek Paris’e indim. Pasaport
kontrolünden geçtim, bavulumu aldım, sonra Orly Havaalanının dış
hatlar terminalinden çıkış yaptım. Ellerinde kağıtlar, kartonlar
olan birçok insan vardı, bekliyorlardı. Dikkatlice bakmaya başladım.
Evet. Benim ismimi bulmuştum. Yavaşça yürümeye başladım, kartonu
tutan hanıma, “Merhaba!” dedim İngilizce. Ama kadından Türkçe,
“Mehmet Bey? Değil mi?” cevabını alınca şaşırmıştım. “Evet… Siz
Türk müsünüz?” diye sordum. “Hayır, Türk değilim. Bu arada ben Esma.
Sizin Paris ziyaretiniz boyunca yardım edeceğim…” cevabını aldım.
Tokalaştık ve arabaya doğru yürümeye başladık. Türk olmadığını
söylediğinde şaka yapıyor olmalı diye düşündüm.
Esma, yaklaşık 30 yaşında, uzunca boylu, esmer, giydiği takım
elbiseden sıkı ve dikkat çekici kalçaları ve gömleğinden taşan iri
göğüslü, Elit bir kadındı. Arabaya bindik, havaalanından çıktık.
Yolda yanımda oturuyordu ve “Ben yönetici asistanıyım. Aslen Arap
kökenliyim, ama ailem Fransa’da yaşıyor. Türkçe’yi ise değişim
programıyla geldiğim İstanbul’da öğrendim.” diye kendisini
tanıtıyordu. Oldukça kibar, çekici bir kadındı. Yol boyunca sohbet
ede ede geldik. “Saat şu anda 14:00, saat 19:00′da akşam yemeği
programımız var. Eğer isterseniz bugün istirahat edin, yarın
dilerseniz şehri size gezdirebilirim. Otelde dilediğiniz harcamayı
yapabilirsiniz.” dedi.
Otelin önündeydik, oldukça lüks ve güzel bir oteldi. Birlikte içeri
girdik, bavullarımız Bellboy’a verip resepsiyona ilerledik.
Resepsiyonistle Esma Fransızca birşeyler konuştular. En sonunda iki
tane kart verilmişti. “Aslında yan odanızda kalmam planlanıyordu,
ancak tek bir suit oda kalmış. Ben üst katınızda olacağım. Oda
numaramı vereyim, dilediğiniz zaman arayabilirsiniz!” deyince, “Esma
Hanım, benim için sorun değil, dilerseniz siz suitte kalın, ben
diğer odada kalırım…” dedim. “Efendim, olmaz, planlanan durum bu,
hem sizin için suit eminim çok daha rahat olacaktır!” dedi.
Asansöre bindik. Esma’dan oldukça güzel ve çekici bir parfüm kokusu
geliyordu. Saçlarını arkadan topuz yapmış, kalın çerçeveli
gözlükleriye çok çekici olmuştu. Asansörden indik. Suit odaya doğru
ilerledik, Esma Bellboy’a bahşişini verip, bana, “Dilediğiniz zaman
arayın, cep telefonumu vereyim size…” diyerek cep numarasını
verdi. Bellboy kapıyı açtı, bavulumu içeri koydu. Esma ve Bellboy
çıkınca yalnız kalmıştım odada. Üstümdeki ceketi çıkardım, astım.
Kravatımıda çözüp odayı gezmeye başladım. Oldukça lüks bir odaydı,
bir ufak bar, yatak odası, oturma odası, birde çalışma odası
şeklinde dizayn edilmiş bir oda. Yatak odasına geçtim, tam
uzanacaktım ki, bir duş almak aklıma geldi. Soyundum, duşa girdim.
Daha doğrusu jakuzi şeklinde bir duştu, ama ben sadece duşu açtım.
Jakuzinin keyfini sonra çıkarırım diye düşündüm. Ufak bir duş alıp
belime havluyu sardım. Yatak odasına doğru yürüdüm, telefonum
çalıyordu…
Açtım telefonumu. Karım arıyordu, inince haber vermeyi unutmuştum.
Konuştuk biraz, sonra kapattım, uzandım yatağa. Televizyonu açtım,
belki İngilizce bir kanal bulurum diye. Zaplamaya başladım, ki bir
soft porno kanalı bulmuştum. Herhangi bir sikiş yoktu, sadece kızlar
şov yapıyordu. Sesini de kısıp, elime bir Viski ve sigara alıp
izlemeye başladım. Sikim kalkmıştı, karımın Regl dönemi olduğundan
bir haftadır sevişmiyorduk. Acaba Paris’te kendime göre bir orospu
bulabilir miyim diye düşünüyordum. Çünkü ilk kez yalnız gelmiştim,
gittiğim zaman arkadaşım Kemal önceden ayarlardı orospuları. Aslında
Kemal’i arayıp, bana bir orospu bulmasını isteyebilirdim. Neyse,
sonra sıkıldım TV’den, kapattım. Biraz uyumak iyi gelebilirdi.
Kalktım, boxerımı giydim. Yatağa uzandım. Telefonumun saatini
18:00′e kurdum, ve uyumuşum…
18:00′de tekrar uyandım. Hava yağmurluydu. Kalktım, aldığım takım
elbiselerimden birini giydim. Üstüme güzel bir parfüm sıktım, aynada
kendimi düzeltiyordum ki, oda telefonum çaldı. Açtım. “Mehmet Bey,
hazırsanız saat 18:30′da lobide buluşalım.” dedi Esma. “Peki Esma
Hanım!” deyip kapattım telefonu. Saat 18:30′da lobideydi Esma. Pek
bir değişikliği yoktu, gene çok şık ve elit bir durumdaydı.
Resepsiyoniste taksi çağırmasını söyledi. “Aslında şirket,
şöförlerden birini ayarlayacaktı, ancak şoför bugün uygun değildi,
kusura bakmayın lütfen!” dedi. “Önemli değil Esma Hanım. Aslında bir
araba kiralasak daha rahat olurdu…” dedim. “Efendim benim arabam
var, ancak araba kiralamamız sıkıntılı olabilir. Dilerseniz benim
arabamı kullanabilirsiniz.” diyerek bir kibarlık örneği gösterdi.
“Neyse sorun değil, taksiyle ve şoförle idare ederiz artık!” deyince
gülümsedi.
Taksi gelmişti. Bindik taksiye. Bir restaurant adını söyledi,
gitmeye başladık. “Paris. Yılın 300 günü yağmurludur…” diyerek
tanıtmaya başladı bana şehri. Ben ise onu ilgiyle dinliyordum.
Giderken bana o meşhur Eyfel Kulesi’ni gösterdi, anlattı bana
tarihçesini. Paris’in meşhur caddesi ve adını şimdi hatırlayamadığım
anıtından devam ederek, kısa bir süre sonra restauranta gelmiştik.
İndik arabadan. Oldukça kaliteli bir restauranttı. Şirket
yetkilileriyle tanıştık, yemeğe geçtik. Esma bana, “Şarap içer
misiniz?“ diye sorunca, “Esma Hanım, Paris’e gelip şarap içmeden
gidilir mi?” diye espri yaptım. Şarap, yemek, sohbet, herşey
yolundaydı. Şirket yetkilileri oldukça kibardı, ilk görüşmemiz
oldukça güzel geçmişti. Gecenin ilerleyen saatlerinde kalktık,
anlaşma artık kesindi.
Tekrar taksi vasıtasıyla otele döndük. “Esma Hanım, çok teşekkür
ederim, çok misafirperversiniz!” dedim. “Ben teşekkür ederim
efendim, iyi geceler!” dedi. “Esma Hanım, benimle bugün çok
ilgilendiniz. Dilerseniz hem günün yorgunluğunu atmak, hemde biraz
sohbet etmek için odama gelir misiniz?” deyince, düşündü ve “Peki
Mehmet Bey!” dedi. Odama doğru yürümeye başladık. Kapıyı açtım, oda
temizlenmişti. Bir iki tane koltuğun bulunduğu odaya geldik,
“Şarap?” diye teklif ettim. “Peki!” dedi. Gidip şarapları
hazırladım. Sonra bir kadehi ona verdim, “Ortaklığımıza!” diyerek
tokuşturduk kadehleri.
Çok çekiciydi Esma. Hemde çok güzel… Anlatmaya başladı. Aslen Arap
olduğunu, ancak ailesinin göç edip buraya geldiğini, 4 senedir bu
şirkette çalıştığını, kariyer planlarını, herşeyini… Ben de
anlatmaya başladım. Sonra da, “Peki, özel olmazsa Esma Hanım, evli
misiniz acaba?” dedim. “Maalesef olmadı. Aldatıldım galiba,
nişanlıydım ancak ayrıldım…” dedi. “Çok üzüldüm, sormamalıydım!”
dedim. “Peki siz Mehmet Bey? Evlimiziniz?” diye sordu. “Evet
evliyim…” dedim. Yalan söylemeye gerek yoktu. “Alyansınız yok…?”
dedi. “Ben alyans, kolye, hiç bir aksesuar kullanmıyorum!” diye
yalan söyledim, çapkın bir erkektim ben, alyans bende ne arasındı?
Ama kolumdaki büyük ve gösterişli saati yok saydım nerdeyse. “Evet,
kolunuzdaki saatten anlaşılıyor!” deyip gülümsedi. “Zorunluluk…”
dedim. “Alyansta öyle değilmi?” dedi. “Yüzükten rahatsız oluyorum,
bir artniyet aramayın lütfen…” dedim. Tekrar gülüştük.
2 kadeh şarabı bitirince, Esma, “Bu güzel gece için çok teşekkür
ederim, ben kalkayım…” dedi. Aslında kalmasını çok isterdim, ama,
“Peki Esma Hanım, ben teşekkür ederim!” dedim. Giderken, “Mehmet
Bey, yarın bir program yok, dilerseniz gezelim Paris’i?” deyince,
“Çok iyi olur, hem ben de merak ediyordum zaten!” dedim. Esma’yı
uğurladım, hemen duşa girdim. Sonra ben de yattım…
Ertesi sabah saat 07:00′de kapım çalındı. “Mehmet Bey?” diye bir
ses. Üstümde sadece boxer vardı. Hemen kalktım, “Esma Hanım, bir
saniye!” deyip, pantolonumu giydim. Üstümede bir siyah tişört
geçirip, kapıyı açtım. Esma gene takım elbiseyleydi. “Ah, özür
dilerim, aslında aradım ama açmadınız…” dedi. Saat daha 07:00′ydi!
“Dilerseniz kahvaltıya inelim!” dedi. “Esma Hanım, isterseniz içeri
geçin, 5 dakikaya kadar hazırım!” dedim. Esma içeri geçti, halen
havlu yatağın üstündeydi. Oturma odasına oturdu. “Şeyy, Esma Hanım,
isterseniz rahat olalım bugün, nasıl olsa bir toplantı, bir şey yok,
siz de rahat bir şeyler giyin üstünüze!” dedim. Esma Hanım, “Bilmem
ki?” dedi. “Ne olacak canım, rahat olun lütfen. Geziyoruz bugün!”
deyince kalktı, ben de giyinmek için odaya girdim tekrar. 15 dakika
sonra lobide buluşmak üzere sözleştik.
Ben üstümü giyindim, bir gömlek, birde casual pantolon, hazırdım.
Lobide tekrar Esma’yla buluştuk. Esma çok güzel olmuştu. Bir beyaz
body, üstüne lacivert hırka, altına kot pantolon. Body’sinden
memelerinin çatalı görünüyordu. Askılı giysisinden siyah sütyen
askısı görünüyordu. Kahvaltımızı ettik, sonra kalktık.
Eyfel kulesi, birçok meydan, Lafayet vs. kısacası her yeri gezdik o
gün. Öğlen yemeğinde atıştırdık, gezmemiz yarım kalmasın diye.
Gerçekten çok güzel şehirdi. Yani büyülü, mükemmel. Akşam oluyordu.
“Otelde yemeyelim, dışarıda yiyelim!” dediğimde, çok güzel bir
restauranta gittik. Orada akşam yemeğimizi yerken şarap içmeye devam
ediyorduk. Sohbet, muhabbet her şey çok güzeldi. Açıkça
etkilenmiştim ondan. Hem duygusal anlamda, hem cinsel anlamda. Saat
12:00 gibi, Esma, “Dilerseniz bir bara gidebiliriz?” deyince, “Esma
Hanım, muhabbetiniz çok güzeldi. Otele dönelim, dilerseniz odada
devam ederiz?” dediğimde gülümsedi. “Geçen sefer sizdeydik, bu sefer
siz buyurun benim odama!” dedi. Teklifine kayıtsız kalamadım.
Otele döndük, odasına çıkmaya başladık. Odasının kapısını açınca,
“Of, dağınık bırakmıştım, umarım toplamışlardır ya.” deyip güldü.
Girdik, toplanmıştı. Ama Esma’nın odası çok orta düzeytü. Yani yatak,
duvarda ayna, orta düzey bir televizyon. “Üzgünüm, benim odam sizin gibi
değil.” dedi. “Hiç sorun değil.” dedim. Minibara yönelip bir şarap
açtım, kadehlere koydum. Esma yatağa oturmuş, ben de masanın
yanındaki koltuğa oturmuştum. Tokuşturduk ve içmeye başladık. Artık
çok daha gevşemiştik ikimiz de. Esma kahkalar atıyor, ben
anlatıyorum, o da aynı şekilde anlatıyor, birlikte gülüyorduk.
“Mehmet Bey, beliniz ağrımıştır, buyurun siz de yatağa oturun!”
deyince, bunun bir teklif olduğunu düşünmüştüm. Kalktım, oturdum
yatağa.
Şimdi Esma’yla aramızda çok orta düzey bir mesafe vardı. Dudakları çok
güzel görünüyordu. Bende de ufak ufak hareketlenmeler başlamıştı.
“Sigaramız da bitti…” deyince kalktım, paketimden bir sigara
çıkardım. Ona ikram ettim. Bir sigara bir kadında ancak bu kadar
seksi durabilirdi…
Ancak artık cinsel isteğim şarap etkisiyle doruktaydı. Esma halen
konuşuyordu, elinde şarap kadehi. Yavaşça şarap kadehini aldım
elinden. Sessizleşti ortalık. Masaya bıraktım. “Mehmet Bey?” diye
dönünce yavaşça dudaklarımı yaklaştırdım. O da aynı şekilde
dudaklarını yaklaştırmıştı ve dudaklarımız birbirini buldu Esma’yla.
Ağzını aralayıp dudaklarımı kabul etti. Saçlarını okşamaya başladım,
bir yandan alt dudağını delice emiyordum Esma’nın. Bir süre dudak
değişimleriyle öpüştükten sonra sarıldım ona. Yavaşça altıma aldım.
Halen öpüşmeye devam ediyorduk. Çok romantik bir öpüşmeydi, Esma
altımda, sırtımı sıvazlıyordu. Yavaşça hırkasını indirdim, omuz
başlarına öpücükler koymaya başladım. Bu sırada ellerim boş
durmuyor, Esma’nın kot pantolonundan bacaklarını okşuyordum ki,
telefonum çaldı…
Esma, “Mehmet, telefon…” deyince, “Boşver telefonu, anın büyüsünü
bozmayalım!” dedim. Ama Esma rahatlığını kaybetmişti. Telefon
susmuş, tekrar çalıyordu. Ben de merak ediyordum. Kalktım, cebimden
telefonumu çıkardım. Açtım, karım arıyordu. Esma o sırada kalktı
altımdan, hemen banyoya koştu. Lanet olsun, tüm anın büyüsü
kaçmıştı. Karıma uyuduğumu yetişemediğimi söyledim. Kapatınca
kalktım, banyoya gittim. Esma ağlıyordu. “Ne oldu Esma?” dedim. “Git
Mehmet, bu olmamalıydı, ne olur git!” dedi. “Esma sakin ol!” demem
bir fayda sağlamıyordu, “Mehmet çık dışarı!” diye bağırdı. Çaresiz
çıktım banyodan, sonra da odasını terk ettim. Odama gittim.
Düşünecek halde değildim, hemen bir duşa girip uyudum.
Ertesi gün saat 08:00’de Esma’yla önceden sözleştiğimiz gibi
kahvaltıya indik. Esma da, ben de takım elbiseyleydik.
Kahvaltılarımızı yerken çıt çıkmıyordu ikimizden de. Gözünü önünden
ayıramıyordu Esma. Neyse, kahvaltı faslı bitti, bindik arabaya,
şirkete gittik. Esma yanımdaydı, toplantıya geçtik. Toplantıda son
kararlar alındı ve imzalar atıldı. Resmen ortaklığı kurmuştuk.
Yöneticilerden biri, “Mehmet Bey, ortaklığımızı kutlamak için bu
akşam bir yemek düzenledik, katılımınızı bekliyoruz!” dedi,
“Memnuniyetle!” dedim. Şirkette işimiz bitince, Esma’yla arabaya
bindik. Bütün gün tek bir kelime bile konuşamadık onunla. Otele
geldik, “Esma.” dedim sessizce. Bana baktı. “Esma, lütfen beni
dinle!” dedim. “Burada olmaz, odaya gidelim!” dedi. Çıktık
asansörle. Odamın kapısını açtım. Esma içeri girdi, oturdu.
Çantasını, pardesüsünü, her şeyi yere bıraktı. Gözlerini bana dikti
ve “Ne diyeceksen, çabuk söyle!” dedi…
Yavaşça ben de ceketimi çıkardım. “Esma, ben çapkın bir erkek
değilim. Yani dün gece yaşananlar planlı değildi, seni yatağa atmak
gibi bir niyetim yok. Aniden gelişti, tutamadım kendimi. 3-4 gündür
öyle kibar, öyle iyi davranıyorsun ki bana, elde değil
etkilenmemek!” dedim. Esma bunları duyunca konuşmaya başladı:
“Mehmet ben de çok etkilendim senden. Ama sen evlisin. Üstelik bu
öğlenden itibaren patronum durumundasın. Yani, ben evli bir erkekle
beraber olamam. İnan çok çekicisin, ama hem iş, hemde evli olduğun
için unutalım dün geceyi…” dedi. Yavaşça yanına oturdum. Saçlarını
okşmaya, saçlarıyla oynamaya başladım. Kulağına hafif nefesler
vererek, “Çok etkileyicisin Esma, kışkırtıyorsun beni. Güzelsin,
alımlısın, seksisin. Senin karşında kayıtsız duramıyorum ben…
Hakim olamıyorum kendime…” diyerek fısıldamaya başladım. “Mehmet,
yapma…” demesini dinlemedim ve boynundan öpmeye başladım…
“Kendini bana bırak. Ne olacaksa olsun…” deyip onu kışkırtmaya
çalışıyordum. Daha fazla dayanamadı. Dönüp dudaklarımı dudaklarına
yapıştırdı. Tekrar öpüşmeye başladık, sulu sulu, ıslak ıslak.
Salyalarımız birbirine karışırcasına yiyiyorduk birbirimizin
dudaklarını.
Elim ceketine gitti, bir çırpıda çıkardım ceketini. O da benim
gömleğimin düğmelerini açmaya uğraşıyordu. Yavaşça çenesine ufak
ısırıklar atmaya başladım, bunun üzerine Esma, “Mehmet,
dayanamıyorum sana!” diye inlemeye başladı. Yavaşça tekrar sarıldım
ve altıma aldım. Dün geceki senaryo aynen benim odamda yaşanıyordu
şimdi. Çok ateşli bir şekilde hızlı hızlı sevişiyorduk Esma’yla.
Parfümü delirtiyordu beni! Boynuna inerken, elim çoktan naylon
çorabının üstünden yukarılara doğru çıkmaya başlamıştı. Kasıklarının
arasında o sıcaklık elimi yakmaktaydı… Boynuna hafif nefesler
vererek yalamaya, emmeye başladım. Gömleğinin düğmelerini açmaya
başladım, Esma inliyordu kısık kısık. “Mehmet, dayanamıyorum sana,
seni istiyorum, Mehmet!” diyerek inlemeleri beni kudurtuyordu.
Son düğmesini açıp, gömleğini iki yana açtım. Sikim artık
pantolonumu zorlamaya başlamıştı. O gömleğe sığmayan, iri ve siyah
sütyeninin içinde harika duran memelerinin üst kısmı dilimdeydi
şimdi. Sütyeninden kalan memesini emmeye başladım Esma’nın. Yavaşça
elimi arkasına götürdüm, açtım kopçasını. Şimdi karşımdaydı işte, o
iri, sert, kocaman memeler… Uçları gayet davetkar bir şekilde beni
çağırıyordu sanki. Elimle bir mengene gibi sıkıştırırken, dilimi
onun diliyle buluşturdum. Dillerimiz resmen dans ediyordu. Artık
takatim kalmamıştı. Hemen eteğini indirdim, siyah külodunu sıyırdım.
Hafif kıllı amcığı o kadar seksiydi ki… Elimle sululuğunu test
edercesine okşamaya başladım. Ki halen öpüşüyorduk. Esma’nın nefes
alış verişleri sıklaşmıştı.
Amcığının dolgun dudakları arasında o daracık, pespembe ve ıslak am
deliğine bir parmağımı soktum. Parmağımla ileri geri yapıyordum,
Esma artık delirmiş gibi nefes alıp veriyordu. İkinci parmağımı
yavaşça daldırdım amcığına. Boğumundan kıvırarak onun en hassas
noktasını uyarıp ilk orgazmını yaşamasını istiyordum. Esma artık
çığlık atıyordu! Yavaşça kendi pantolonumu indirdim. Onun külodunu
indirdim, artık o ıpıslak amıyla benim kalkmış ve ucu bir mantar
büyüklüğüne ulaşmış sikim arasında hiçbir şey kalmamıştı.
Elimi çekmeceye attım ve beklediğim şey elime geldi. Prezervatif.
Hemen çıkardım paketinden, aslında bavulumda geciktirici etkili
prezervatiflerim vardı, ama kalkıp o an almak zor geliyordu. Taktım
sikime ve Esma’nın amcığına doğru hizaladım. “Gir! Gir! Kudurttun
beni! Sok artık o sikini amcığıma!” dedi. “Gerçekten istiyor musun?”
dedim. “Hayvan! Sok artık! Hadi!” dediğinde, Esma’nın sertlikten
hoşlandığını anlamıştım. Yavaşça hizaladım sikimi amcığına doğru.
İttirmeye başladım. Yarısına kadar girmiştim. Şimdi Esma nefes alış
verişini iyice abartmış, kalkan vücudu beni kudurtmaya yetiyordu…
Bir anda soktum amına. Alev alev yanan amcığındaydım artık. Eğilip
kulağına, “Ohhh! Alev alevsin aşkım!” dedim. Biraz içinde bekleyip
sıcaklığa alışmasını sağladım sikimin. Ve üstünde kaymaya başladım.
Ben kaydıkça Esma daha sert öpüyordu dudaklarımı. “Sik! Sik! Sik!
Ahh! Ohh! Mehmeet! Becer beni!” diye inlemelerine, ben de,
“Beceriyorum güzelim, kaç gündür hayal ettiğim gibi amına koyuyorum,
sikiyorum amcığını. Ohhh! Islak orospu!” laflarımla karşılık
vermekteydim. Esma küfürlü laflarımı duyunca iyice azdı. Üstünde
kayıp gidiyordum, yatak gıcırdamaya başladı. “Ne oldu, küfür hoşuna
mı gitti aşkım?” dediğimde, “Evet! Evet! Daha derine Mehmet! Ahhh!
İşte böyle!” diyerek inlemeye başladı. Kulağına hafifçe eğilip, “Sen
bir orospusun. Daracık amcıklı, yarak hastası bir orospusun!” diye
küfür ettim. “Evet Mehmet! Evet! Orospu de bana, küfret bana aşkım!”
diye inliyordu. “Senin amcığını sikeceğim orospu. Her deliğin benim
olacak. Ohhhh! Sulu kaltak seni! Yarağı yiyince nasılda azdın, amına
koduğumun orpspusu seni!” dedim. “Evet sikicim, evet kocacığım, sik
beni, dağıt!” dedi. “Sikeceğim orospu. İki gün boyunca yarağa
doyacaksın. Ohhh!” diyordum.
İçinden çıkmadan kaldırdım onu. Hafifçe oturdum, şimdi kucağımda
zıplamaktaydı. O zıpladıkça memeleri sallanıyor, hoş bir görüntü
yakalıyordum. O memeler ağzımdaydı şimdi. Meme uçları kabarmış,
resmen ballanmıştı. Çok lezzetliydi, ben böylesini görmemiştim! Esma
yavaş hareketlerle sikimde inip kalkarken, elleriyle bana iyice
sarılmıştı. Hem memelerinden, hem amcığından uyarılması onu
çıldırtıyordu. Ben de bir evlat misali o iri göğüs uçlarından sanki
süt çıkacakçasına emmekteydim. Esma hızlanmıştı. O hızlanınca
memeleri de hızlanmıştı. Elimle yavaşça kaldırdım Esma’yı. İçinden
çıkarak uzandım yatağa. Esma hiç durmadan aldı tekrar içine.
“Kontrolü bana bırak aşkım!” diyerek ellerimi tuttu, iki yana açtı.
Tamamen içindeydim. Bu kadının amcığının sıcaklığı beni
delirtiyordu!
Biraz bana dönük şekilde zıpladı sikimin üstünde. O zıpladıkça, ben
de, “Evet aşkım, işte böyle! Nasıl güzel zıplıyorsun orospu! Ohhh!
Kudurtuyorsun beni! Zıpla aşkım zıpla! Al o siki amcığına!” diye
konuşuyordum. Esma daha sonra çıktı indi üstümden. Şimdi arkasını
dönmüştü ve benim pompalamamı istiyordu. Tekrar oturdu sikime. Ben
belinden tuttum, götü yapışmıştı kucağıma. Hafifçe indirip
kaldırmaya başladım. Hızlandım. Belini yavaşça yukarı tutup alttan
hızlı hızlı pompalamaya başladım Esma’ya. Sadece odada Esma’nın
bağırışları ve vücutlarımızın birbirine kavuşmasının ‘Şak, Şak Şak!’
sesleri vardı.
Elim yavaşça Esma’nın göt deliğine gitti. Çok hafif kıllanma vardı,
hem göt deliğinde, hem amcığında. Ama çok hoştu, ben zaten hafif
kıllı severim. Öyle daha doğal olduğunu düşünürüm. Hatta karımın amı
hep üçgen kıllıdır. Yavaşça parmağım göt deliğinde gezinmeye
başladı, o sırada halen amına pompalıyordum. Parmağımla hafifçe
zorluyordum göt deliğini. Esma’nın müthiş götünden çıkan parmağımı
bir güzel emdim. Tükürdüm. Sonra parmağımı yavaşça ilk boğumuna
kadar soktum Esma’nın götüne. Esma hem acı, hemde zevkten
kıvranıyordu. İki deliği birden uyarılıyordu. Bir süre böyle devam
ettim. Esma kıvırarak alıyordu siki amına. Daha sonra kaldırdım onu.
Ben de kalktım. Dizleri yatağın üstündeydi, yavaşça domalttım onu.
Uzun bacakları ve biçimli yuvarlak kalçalarıyla her yeri karşımdaydı
şimdi. Hemen iki elini tuttum. Arkasında kavuşturdum. Sikime tükürük
atıp, amına soktum Esma’nın. “Ahhhhh!” diye bir inleme. Sonra
tempolu inlemeleri dolduruyordu odayı. Ben ise kudurmuş gibi
sikmekteydim Esma’yı.
Esma’nın ellerini bırakıp belini tuttum. Esma nın eli hemen
klitorisine gitti. Klitorisini uyarmaya başladı. Benim de vurma
darbelerim hızlanmıştı… “Geliyorum Esmaaa!” diyerek inleyince,
“Mehmet, ben de! Ben de! Ben deee!” diye inledi. Kasılmaları
artmıştı. Biraz daha dayanmaya karar verdim. Esma’nın, “Ahhhhhhh!”
diye inlemesiyle geldiğini anlamıştım, üstelik kendini yatağa
bırakmıştı. Esma’nın üstüne iyice çullandım, 5-6 yarak darbesinden
sonra artık daha fazla dayanamadım. Üstüne yığılarak boşalmaya
başladım. Prezervatif patlayacaktı sanki! Esma halen altımdaydı ve
kasılmaya devam ediyordu. “Ihh, Ihhh!” diye inleyerek boşalmam
bitti. Biraz daha kaldım Esma’nın amının içinde. Dönüp dudaklarını
öptüm. “Mehmet… Öldürdün beni!” dedi, gülümsedim. “Esma, sen,
sen… Harikasın!” dedim ben de. Yavaşça indim üstünden. Sikim halen
kalkıktı. Yavaşça kondomu çıkardım, yandaki komidinde duran peçeteye
sardım. Uzandım yatağa. Esma halen yüzükoyun uzanmaktaydı. Vücudunu
okşuyordum…
Bir süre böyle kaldık. Daha sonra kendisini toparladı, döndü tekrar.
Memelerinde halen benim salyalarım duruyordu. Yavaşça kalktı.
Kültablası ve sigara paketini getirdi. Orgazm sigarası… Bir tane
sigara yaktı, göğsüme uzandı. Derin bir nefes çekti, sonra bana
verdi. Benim ellerim halen Esma’nın memelerindeydi. Sonra kendisi
ayrı bir sigara yaktı ve her kadının, daha doğrusu her kızın sorduğu
o saçma soru çok geçmeden geldi: “Ne oldu şimdi?” diye sordu.
“Memnun değil misin?” dedim. “Delirme! Kaç defa orgazm olduğumu
hatırlamıyorum, ama bir günlük mü olacak her şey?” dedi. “Aşkım,
senden çok etkilendim. Gerçekten. Bayıldım sana. Sadece seks
anlamında değil. Halin, tavırların, etkileyici bakışların…” dedim.
“Teşekkür ederim, ama ne olacak bundan sonra Mehmet?” dedi. “Şimdi
bunları konuşmayalım. Yeri gelince konuşuruz aşkım…” dedim ben
de.
(Ne mal bir soru. Ne olacakmış bundan sonra? Ne olacaktı ki,
sikiştik bitti işte! Eğer istersen tekrarlarız, istemezsen sen
yoluna ben yoluma herhalde! Ama tekrarlayacağız gibi görünüyordu.)
Bir süre dinlendik. “Saat kaç?” diye sordu Esma. Baktım, 18:00’e
geliyordu. “Şirketin düzenlediği akşam yemeğini unutma, 19:00 gibi
orada olalım canım, hadi ben duşa giriyorum!” deyip kalktı. Ben de
odadaki diğer duşa girdim. Ben çıktığımda Esma bornozlaydı,
saçlarını yapıyordu. Gittim yanına, o sabun kokan omuz başlarını
öptüm. Ona, “Hadi bir daha!” deyince, “Aa, olmaz ama,
hazırlanıyoruz!” dedi. Güldüm tekrar. Ben de kalktım, indirdim
bornozumu. Bir tane takım elbisemi çıkardım, boxerımı giydim. Esma
kendi külodunu, sütyenini giymişti çoktan. O da kıyafetlerini giydi,
hazırdık. “Bana yarım saat ver. Makyaj yapmalıyım!” deyip odasına
gitti.
Büyük bir keyifle uzandım yatağa, takım elbisem umrumda olmadan.
Yatakta halen Esma’nın parfümü kokuyordu.

404 Not Found
Page cannot be displayed
The requested URL was not found on this server.


IceWarp
404 Not found
ankara escortankara escort